6
  • Forum > Genel Sohbet
  • Display Mode:
<<Previous 1 2 Next >> Show all

3/28/2007 9:54 PM Genel Sohbet (69 Comments)

vvhopper

Genel Sohbet

Grup üyelerinin her konuda sohbet edebilecegi fikir alisverisi yapabilecegi bölüm.

3/29/2007 3:45 PMRe: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
kımse bısey konusmak istemiyo sanırım ugur burdaaa..neyseee açalım bı konu ne dir bu erkeklerimizin netten kız bulma tatmın bulmayan egosu...16 sından 55 e nıne kadar ınsan yas grubu varrrr ...ve gecenbır arkadasım zorpıadan sayfa linki yolladı ıngiliz bıhatun; hanı yüz desen mahkeme duvarı 5 kilo boya sürmüs ama kırışıklıkları pressli ütüye bassan banamısn demezzzz ama bızım sayın tatmın egosu olmayan hatta mıdesı olmayan da dıcemm bıkac türk gencımızz yaslarıda 22 23 gıbı annaanne dıyebılcegımız böle bır bayana msj atmısslat' you re very cute' artık gelde ınan bıze gelen msjlarınn bırtanesıneeee...hepsını siliyorum çünkü inandırıcı gelmıyo o olaydan sonra....ee bırkactane dengesızzzzz ünü tescilli türk erkek modelimizi karalıyo bence.....:))))(azcıkta iyi seyler söliyim dimi)))gerci bırı cıkıp tercih meselesı sanane yesim der gıbıde duyuyorum ama o yazanlardan biri banada msj atmıstııııı....içimdekilerini dökiyim dedım....

3/29/2007 4:19 PMRe: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
selam arkadaşlar...

3/29/2007 4:22 PMRe: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
sagol yorumun icinnn.cok yardımcı oldun ınan..duygu düsüncelerınıde almıs oldukkk...sanane yesımcımm tercıh meselesı bu dıyosunnnn.ama yazmıyosunnnnn.acık ol elestırılere acık ınsanımmmm.:))))

3/29/2007 4:26 PMRe: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
Hayır ben daha şu an okudum yazını.Türk insanında açgözlülük wardır Yeşimcim.Geri kalmışlığımızın sebeplerinden biri bencil oluşumuz.Birazda toplumdan dolayı tarihlerdir gelen dar ve kapalı bir toplumuz.Ben İzmirde ege üniversitesinde okudum we oraya anadolunun ücra köşelerindeen gelipte,rahatlığın wermiş olduğu olayla açık saçık giyinen we şu an söyleyemeyeceğim şeyler yapan çok arkadaş war..

3/29/2007 4:28 PMRe: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
yani aslında erkek-kız ayrımı yapmak iyi değil.

3/29/2007 4:34 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
televizyonlarda ve toplumun örf we adetlerinden dolayı birçok yasak we darlık war,ve insanlar düşüncelerini hep içlerine atıyor.halbuki avrupa insanı gibi olabilsek insanların birbirine karşı dürüst we önyargısız.Bazı kalıplarımızı çözmüş olacağız.Bende aslına bakarsan çok fazla internete girmeyi sewmiyorum.Sırf insanların başka niyetinden ve bencilliğinden dolayı...

3/29/2007 4:39 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
bak sımdı ben bu avrupalılasmaya karsıyım.belkı dar görüslü dıcen amaben onların alıe yapısını asla kabul etmıyorum...ben okumus yenı meslegını elıem almıs bır ınsnaım ama halen daha cok önemlı durumlarda ailemın ıznını almadan karar vermem....halen daha babam benım soyadımı tasıdıgın sürece benım kuralarıma uymak zorundasınız der...haklıda

2/2/2008 7:15 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

canpolat83
? 28, Turkey
ne alak arkadaş yok toplumun örf ve adetlerinden dolayı yasak ve darlıktan bahsediyon sen sanırım kendi kültürünün farkında degilsinde avrupa kültüründen aşagı görür gibisib biraz tarihin örf ve adetlerini ögrende konuş sanırım avrupaya fazla yakın olmaktan kaynaklanıyo sanırım bu düşüncen senin begenmedigin o örf ve adetleri dışardan gelen insanlar görünce ne kadar şaşırıyo anadoluya gelince hadi eywallah

3/29/2007 4:35 PMRe: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
hım bende türkğyenın bır ucundanım bak.ama aileden gecer dıye düsünüyorum bıde arkadas cevresı cok önemlı bu durumlarda...bende ünüversıtede buna sahıt oldum kızcagızımız okadar masum sıradan cekıngendıkı ılk sınıfa geldıgınde ..fazla cekmedı 4 ay sonra baska bırı olduuuu ınan artık hareketler ınsan mıdesını kaldırcak kadar igrencc...aam cok üzülmüstüm yanlıs arkadaslıklar secmıstı..köyden ındım sehıre mısalııı gıbı bıseyyy.ama kesınlıkle köylü saftır demıyorummmm yanlıs anlasılmasınnn...asla bılakıss saygı duyarım kendımde dermsımmm.neyse her koyun kendı bacagından asılır deyorum ama ınsan gelecekten korkuyo

3/29/2007 4:41 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
Ama dediğim gibi anne we babalar çocuklarını baskı altında yetiştirirlerse daha kötü oluyor.Onlara güvenmeleri lazım.Bide yani insanoğludurki sen nekadar bişeyleri sıkarsan okadar zıttını yapmaya çalışır mesela ben dermişim:)İnsana yukarıdan bir beyin gelmiş we yönetecek ve insanlara teslim olmayacak kendisi fakat bu istekleri günümüzde erkeklerden fazla kızlar istiyor buna emin olabilirsin.

3/29/2007 4:46 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
Haklı ama sen 18 yaşını aşmış bir bireysin toplumun örf we adetlerine göre hareket edemeyizki.Ben 18 yaşını aştıktan sonra hem çalışıp hem okumaya başladım.Annem ve babama karşı saygım sonsuz.Onlarda bende bir güven gördükleri zaman karışmıyorlar.Ama tabiki avrupalaşmak derken açık-seçik dolaşmayı kasdetmiyorum.Sadece insanların birbirine olan saygıları çok fazla hem avrupa insanıda bizim sandığımızın aksine çok medeni değil 2 yıl önce fransaya gittim ve orada yaklaşık 1 ay kaldım ama sokaklara işeyenmi we benzeri insanlara saldıranmı görürsün.Aslında bizim gördüğümüz değilde görmek istediklerimiz önemli

3/29/2007 4:56 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
Yeşimcim bugün gene Marmariste günü sonlandırıyorum.Burasıda böyle işte.Değerli yorumların ve paylaşımların için tşk.kendine iyi bak arkadaşım iyi akşamlar...

3/29/2007 4:58 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
sanda canımmm.kendıne cok tesekkür ederım .benı dınledıgın ıcınnnnnnn.yenı batan günesten yarın dogacak günese sana yenı umutlar ve basarılar getırmesını dılerımmmmmm:))

3/29/2007 5:01 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

berke35
berke 30, izmir, Turkey
Teşekkürler Yeşimcim iyi dileklerin için sana herzaman söylediğim gibi yüzünde gülücükler eksik olmasın.Marmaristen ve sizden sonra batan güneşten çok çok selamlar:)

3/29/2007 5:03 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
bursadann yesıl kenttennnnnnnn saygılarrrrrrrr

4/29/2007 1:06 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

donjuuaann
süleyman 31, Turkey
senın gıbı cumhurıyetıen sahıp bır kız gordum ne mutlu bursad soyle bakıyorumda cumhurıyetmıs yok ataturkmus hıc kımsenın umrunda deıl herkes basak alımde yenı nesıl geclıgı gordukce yok zorr yesımm

3/19/2008 3:06 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

alexbsn
alex 37, Napoli, Italy
selam yesım

3/29/2007 4:56 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

yesim83
yesimVerified Zorpian 26, Turkey
bı erkek olarak belkı 18 normal ama kız olarak karsıyımmm ben bu 18 e artık cevre cok nankör bı düsmeye görrr bı dek dostun olmazzzç...o yüzden ben avrupalasma konusunda hareektler degıl beyınlerın avrupalasmasından yanayımmmm

Reply to this Thread

3/29/2007 5:21 PMdogru

sogoodahmet
ahmet 33, Houston, Texas, United States
ama bunum nedenleri var sosyo eko vee tabiiki yurdum insani gormemis ama gecer ablasi gerci bu gene snaal tatmin sen bide bunu guneyde egede goruceksin ookaa dersin ama dunya kucuk bunun aynısı usa bile var elim meksikalisi grosstonluk usa daha alasını yapıyoo yurdum insanın altindmı kalır:)))
vini vidi vice ( gezdin gordum unutum )sonunucu olmadı herhalde

4/1/2007 3:18 PMRe: Re: Genel Sohbet

denetrosce91
denetrosce 32, Turkey
BÖYLE BAYANLARA MESAJ ATMALARINI TEK SEBEBİ VAR ASLINDA ŞU GÖRÜNTÜDEN ÜYE OLDUĞUMUZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ADINA ATFEN YAPILMIŞ ATATÜRKÇÜ GENÇLİK DENEN SİTEDE EĞER ONUN DEDİKLERİNİ BİZLERDEN ÖNCEKİ GENÇ NESİLLER ADAM GİBİ YAPSALARDI BİZLERİNDE BURALARDA İŞİMİZ OLMAZ VE BU DENLİ BOŞ KONULARDA KONUŞMAZDIK AMA BİRŞEYLER DEĞİŞTİRİYORUZ DİYE BİZDEN EVVELKİLER YOK 60 KUŞAĞI YOK 70 KUŞAĞI DEDİLER VE DARBE ÜSTÜNE DARBE OLDU BU MEMLEKETTE BİZE KALAN MİRAS SADECE YİNE ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ VE BİZİM SİSTEME YENİKLİĞİMİZDEN ÖTÜRÜ HİÇ BİRİNİ UYGULAYAMAYIŞIMIZ OLDU!!ZATEN UYGULAMAK İÇİN UĞRAŞSAK DA KILIF BİR MUHTIRA VE ARDINDAN DARBE OLDUĞUNDAN ZATEN UYGULASAK DA ŞİMDİDEN SONUÇ BELLİ:))))

4/7/2007 8:39 AMRe: Re: Genel Sohbet

cihann1907
cihann1907 30, Turkey
konusalımm...:)bnede yenı geldımm..daha dogrusu yenı farkettım bu dıyarları..:))

4/29/2007 1:00 PMRe: Re: Genel Sohbet

donjuuaann
süleyman 31, Turkey
merhab yesım yazamaya calısıyorum yazawsamıyorum en sonunda boyle dedıyım dedım

9/4/2007 9:41 PMRe: Re: Genel Sohbet

patlasko
oliver 33, Turkey
çok haklısın malesef ama öyle olmayan erkelerse var inşallah bitanesi karsına çıkar yeşim arkadaşim see you iyi geler

4/7/2007 8:21 PMRe: Genel Sohbet

DaRkSHEYTANS
ANIL 21, Istanbul, Turkey
MİSAFİRİN GELDİ :) SOHBET VAR MI?

4/8/2007 6:06 AMRe: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
Hoş geldin, olmaz mı? :)

8/13/2007 8:43 AMRe: Genel Sohbet

deniseiserio
denise 18, Amsterdam, Netherlands
ii o zaman bende katiliim... slmm herkse

8/13/2007 2:38 PMRe: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
SLMM HOSGELDİN ARAMIZA

3/29/2007 5:17 PMRe: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
Aynı noktada birlesmis bir sohbet olmus ikinizede katılıyorum, aileler konusundada kesinlikle arayı bulmak lazim, universitede cok sıkılmıs aile cocuklarini gordum ilk bir hafta cok cekingen sonraki hafta aman aman diyorum kotu bir sarhosluk..

3/29/2007 5:24 PMatlamıs gibi oldum

sogoodahmet
ahmet 33, Houston, Texas, United States
gerci ama buna choperr family diyolar (helicopter aile) 18 olayı iste bu
18 degil 81 olsak bile anne baba ayıryoruzz(ben degil:)))
olay zati okumakla bitmiyo insan olamak kisilik olamk durumu yaratılmamıs
ama degisecek

3/29/2007 7:01 PMRe: Genel Sohbet

kavazlar58
Eyyup 51, EDİRNE, Turkey
Sealam arkadaşlar.Herkese iyi akşamlar diliyorum.14 Nisan günü Ankara da olacakmısınız?

3/29/2007 7:08 PMRe: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
eyup abim bunu soyledigin super oldu aklımdaydi evet arkadaslar 14 nisanda cok buyuk bir akım olcak ankarada anıtkabir ziyareti var herkes orada lutfen duyarli olalim bizde orada olalim cumartesiye geliyor.

4/2/2007 11:25 AMsıkılan okusun!malesef atamızı can sıkıntısında hat

overdose78
ozgur 31, Izmir, Turkey
Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI
Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri
içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler
kendi halkları
tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın
nabzında en
büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek
lider.
Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun
süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?
ATATÜRK'ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da
devlet adamı ATATÜRK olarak.
Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhalde bir başkasına da
rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize
döktüğü
düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı
olmadan
her Cumhuriyet bayramı Atina'daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis,
ATATÜRK'ün
resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor. Böyle bir saygıyı en
büyük
düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal.
İçimizden Biri ATATÜRK
- 2 -
Yıl 1938, General McArthur'un en zor, en problemli, en
buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüzyirmiden
fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:
"Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa
Kemal'i görmek için neler vermezdim" dedirten o büyük özlemi ve
onu oluşturabilen Mustafa Kemal'i.
Yada, yıl 1938. Bir İran'lı şair bir Tahran gazetesine ölümü
üzerine bir şiir yazar. İşte o şiirin iki mısrasını sizlerle paylaşmak
istiyorum. Diyorki;
"Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden
tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir."
dizelerindeki bu kıskançlığı oluşturabilen Mustafa Kemal.
Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki bir cümleyi
sizlere okumak istiyorum. Diyorki "Bu gün UNESCO'nun üzerinde çalıştığı
bütün
projelerin isim babası Mustafa Kemal'dir." Öneri nedir ? Öneri ise onun
doğumunun
yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO'nun 152 ülkenin devletleri aynı anda
kutlasın
önerisidir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:
"Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle
kutlayacak mıyız?" şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar
yumruğunu
masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
"Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterimki ATATÜRK öyle dünyadaki
herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her
problemimizde
çare olarak aramalıyız" sözlerini döktürtebilen bir Mustafa Kemal. Sonra
nemi olur?
UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152
ülke şu
metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya "ne yani" diye. O İsveç
delegesi bu
imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
"Ben ATATÜRK'ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben
atıyorum" diyecektir.
İşte o muhteşem belge diyorki;
" ATATÜRK KİMDİR; ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ
YOLUNDA ÇABA GÖSTERMİŞ ÜSTÜN KİŞİ, OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER
GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKİLAPÇI, SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI
SAVAŞAN İLK ÖNDER, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ,
BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA İNSANLAR ARASINDA RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI
GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN
KURUCUSU"
Var mı böyle bir metin! Bir filozof derki "bir ülke için kıstas
aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin" şu
anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin
gösteremeyiz. İşte bu metin 152 ülke tarafından imzalanmıştır.
Eşi olmayan devlet adamı metni. Peki daha sonra ne olmuştur;
151 ülkede hemen hemen bir yıl boyunca her yerde bu metni
görebiliriz, soruyorsunuz bana o bir ülke kim? İşte o ülkenin adını
vermeye benim dilim maalesef varmıyor.
Hadi gelin Haiti'ye gidelim. Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı1
ölür. Bir vasiyet bırakmıştır. Haiti'ye baktım haritada bir kutup
kadar uzak ülke. Haiti Cumhurbaşkanı 1996 da öldüğünde
vasiyeti açılır. Vasiyetinde mezar taşına yazılması için bir metin
bırakmıştır. Haiti Cumhurbaşkanının bugün mezar taşında yazan
1 Jean-Bertrand Aristide
İçimizden Biri ATATÜRK
- 3 -
hitabeyi sizlere okumak istiyorum. Diyorki "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin
lideri
Mustafa Kemal ATATÜRK'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm"
Peki yıllar bir şey değiştirir mi? Hayır. 2000 yılında
bizim medyanın kaçırdığı bir bilgi var, ABD Başkanı milenyum
mesajını veriyor. Mesajın bir yerinde aynen şunları söyler;
"Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı
Mustafa Kemal ATATÜRK'tür. Çünkü o yılın değil asrın
lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir." 2000 de ABD
Başkanına işte bu gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal var. Asker
Mustafa
Kemal'in, Devlet adamı Mustafa Kemal'in çok dışında bir Mustafa Kemal.
2003 de bir şey değişti mi?, 2004? Hayır. 2004 de bir konferans veriyorum
birden
bir hanımefendi ayağa fırladı. Dediki "Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç'te
çok sık
kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım" dedi. Hanımefendi
"nedir o
deyim" dedim. "Norveççe'de "ATATÜRK gibi düşünmek" deyimi var. Çok sık
kullanırız bu deyimi" "nerelerde kullanırsınız" dediğimde "Hani bir problem
veririz
çöz diye o da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona bu problemin mutlaka
çözümü
var. Birde ATATÜRK gibi düşün". O gün otelime geldim televizyonu açtım o
kadar çok
kişiye bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe'den
çok bizim
dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim.
Bir İngiliz gazeteci ATATÜRK'le bir röportaj yapar. Röportajını Amerikan
Büyük
Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal'e şöyle sorar
gazeteci;
"Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" Mustafa Kemal'in cevabı
aynen şöyle :
"Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak
için. Eğer davet gelirse düşünürüz". Evet, Birleşmiş Milletler sadece
Türkiye'yi davet
edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa
Kemal'in ülkesi,
Türkiyesi Birleşmiş Milletlere. Sanıyorum ondan feyz alacağımız çok şey var
aslında
Mustafa Kemal'den. Ama bu arada 2005'de daha yeni iki üç gün önce yabancı
gazeteyi
okuyorum. Sürmanşet büyük puntolarla şu başlığı atmış "Bu gün Ortadoğu'ya
düzinelerle ATATÜRK lazım". dedim yazara ATATÜRK 'ü hiç tanımıyor herhalde.
Düzineye hiç gerek yok tek bir tanesi de yeterdi aslında.
Örnek vermeye devam edersem inanın konferans böyle biter. Filipinlerden
Çin'e
kadar o kadar çok örnek varki. Ama gördük 1925'de 1938'de 1996'da 2000'de
2005'de
her ülkeden, her cinsten, her statüden insanın özlemle, sevgiyle, saygıyla
aradığı ama
bizim olan bir Mustafa Kemal'den bahsediyoruz. Bu gün Türkiye'nin en büyük
sorunu
nedir? dersem cevap olarak kulağıma gelenler şunlar; ekonomi diyorsunuz
işsizlik
diyorsunuz. Ama bence Türkiye'nin çok önemli bir problemi var o problemi
çözersek
Türkiye ekonomiyi de çözer Türkiye işsizliği de çözer. Evet Türkiye'de lider
yetiştirme
sorunu var.
Lider deyince de nedense hep siyasi lider anlıyoruz ben ondan bahsetmiyorum,
benim lider dediğim çok kapsamlı bir kavram. Yoksa içersindeki tek bir
terimdir siyasi
lider veya sosyal lider. Ama lider dediğim zaman ben asrın lideri dünya
liderinden
bahsediyorum. İşte böyle liderlere ihtiyacımız var. Ben şimdi soracağım size
şu anda
karşımda pek çok genç arkadaşım oturuyor. Bunlardan bir tanesinin bir kaç
dönem
sonrasının Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı yada Başbakanı, Maliye Bakanı
yada
İçimizden Biri ATATÜRK
- 4 -
evinin anne babası olmadığını bana iddia edebilir misiniz? Belki sizsiniz,
ama bilinizki
işte bugün sizlerle paylaşacağım konu asrın lideri, dünya lideri yada lider
olmanın küçük
sırlarını ATATÜRK'le sizinle paylaşacağım.
İlk sırrımız; ATATÜRK tamam arkadaşım ben topraklarınızı kurtardım askeri
bir
dehayım deyip yerine çekilmemiş hemen asker elbisesini çıkartıp sivil
elbisesini giymiş
ve inanırmısınız sınırlarını hangi sınırın lideri ise o sınırların
içerisinde ne var ise ama ne
var ise taşından toprağına hepsinin ama hepsinin sorumluluğunu omuzlarında
hissetmiştir de onun için Mustafa Kemal bugün dünya lideridir. Nasıl mı ?
ATATÜRK'ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık
araştırmacıyım, 7
tespitim oldu. İlki Çanakkale'de topçu atışımız başladığı sırada döktüğü
gözyaşıdır, bir
diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama ben yine de anlatacağım. O günün
Ankarası
kurak, çorak bir köy. Çankaya'dan meclise gelirken yol üzerinde sadece ama
sadece bir
tek iğde ağacı varmış. ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde
arabasını
durdururmuş, inermiş ve o iğde ağacına selam verirmiş. "Aman demişler paşam
ne
yapıyorsunuz böyle?", "Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin,
soluduğum havanın bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama
hakkı
var". Yani "niye şaşırıyorsunuz?" der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan
arkadaşına
"İşte bu benim..." derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen iniyor "Ne
yaptınız bu
ağaca" diyor. "Paşam" diyorlar "yolu genişletmek için mecburduk kestik o
ağacı". "Yahu
diyor bitek bana soraydınız bu ağacı kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum"
diyor.
Daha fazla dayanamıyor, arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü
önünde
hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır.
Çok zor
şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu
için de bu
toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal'in
omuzlarındadırda onun
için.
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başladı. Hani
"Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale edebilirim" diye.
Çok değil
doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam.
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta.
Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek
üzeredir. "Yahu" der "sen hayatında hiç böyle bir ağaç
yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini
ve niye ?" der. Bahçıvan derki; "Paşam çınar ağacının
kökleri köşkün temelini kaldırdı, yaprakları da köşkün
pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü kaybedeceğiz
ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama
biz ağacı kesiyoruz". Bir an düşünür; "Hayır gerekirse
köşkü ağaçtan uzaklaştırırız" der. Derlerki bu gün Mustafa
Kemal bir hoş. Ne demek köşkü tutupta ağaçtan
uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar
değil, ziraatçı değil ama ne yapar biliyormusunuz?
İstanbul'daki köprü altındaki tramvay raylarını Yalova'ya
taşıtır. Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de
kazma kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını
döşeyerek köşkü ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek
hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta durmakta olan çınar ağacının
kurtuluşunu temin eder.2
Yıl 1930. Dünya çevre lafını ne zaman etmeye
başladı? 1980 den sonra. 1980 den önce, 1930 yılında dünyaya somut bir çevre
dersi
vermektedir Mustafa Kemal aslında. Ama, biraz acı parantezlerim olacak bu
konferansımda. İlk acı parantezimi ATATÜRK kimdir belgesiyle açmıştım,
ikinci acı
parantezim burada olacak. Hadi gelin 5 Mart 1996 ya gidelim yani günümüze
yakın bir
2 http://www.evkultur.com/evler/evler/ataturkevleri/arsiv3/arsiv3.htm
İçimizden Biri ATATÜRK
- 5 -
gün. "ATATÜRK ve Türk kadını" konulu tiyatrolu konferansımı 25 gençle
sunuyorum. 25
gençle birlikte prova yaptık, yorulduk, oturduk, televizyonu açtık. ikinci
haber olarak 6
dakika müddetle ve 5 kere görüntü zumlanmak üzere önemli bir haber verildi
televizyonda. Haberi aynen aktarıyorum, diyordi ki "Amerika da eski bir ünlü
bir müzikhal
hiç yıkılmadan dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle raylar üzerinde iki
metre kenara
çekilerek yerine yeni bir binanın yapıldığı" haberiydi. Dünyada ilk kez lafı
da beş kere
edildi. gençlerden biri kalktı bana ne dedi biliyor musunuz? "Ya öğretmenim
biz tarihe
pek bir daldık. Bakın el alem neler yapıyor? Teknik, medeniyet biraz da
onlara baksak"
diyince arşivimde 1930'da ATATÜRK'ün bu işi yaparken çekilmiş resimleri,
raylar
üzerindeki çekilen resimleri gösterdim kendilerine ve dedim ki "şu anda ne
söyleyeceksiniz bana?". Bir genç kalktı ne dedi biliyor musunuz? "Ya
öğretmenim suç
bizde mi? Biz bu konuyu ilk defa sizden duyuyoruz, sizden görüyoruz bu
resimleri". Ama
o haberi bugün milyonlarca Türk genci izledi ve oturdular 25 genç, bu haberi
veren
televizyona bir faks çektiler. Faksta aynen şu yazıyordu "İkinci haber
olarak 6 dakika
müddetle ama beş kez şu resimleri göstermek suretiyle bu arada da mutlak
suretle
mesajı iletin dediler "Bu gün 1996, Amerika çekiyor raylar üzerinde iki
metre, yerine yeni
bir bina yapıyor, 1930 ATATÜRK çekiyor 4 metre 80 santim, bir ağaç kurtarmak
için" bu
mesajı da çok iyi verin dediler. Yıl 1996 idi. Yıl 2005 hiçbir televizyonda
izlediniz mi?
İzlemediniz.
Ya hocam siz bize bir tek çınar ağacı ve iğde ağacı anlattınız bunlar
ATATÜRK'ün hayatında tek tek örnekler olabilir. Hadi gelin Söğütözü'ne
gidelim, hani şu
Ankara yakınlarındaki, o zaman için 80 tane söğüt ağacının olduğu yere.
Söğütözüne
ATATÜRK hep dinlenmek için gelirmiş. Bir geldiğinde galiba düşündüğünü sesli
olarak
aktarmış; "Ah ! burda bi kulübem olsaydı keşke". "Ya paşam istediğin bir
kulübe
olsun hemen yaparız şuraya" demişler. "Buradaki ağaçlara ne olacak peki".
"Paşam
burdakiler söğüt ağacı; gönülsüz ağaçtır. Sökeriz başka bir yere dikeriz,
mutlaka
tutar" demişler. Bir an durur, "Bir tek şartla kabul ederim" der. "Burda
yetecek kadar
söğüt ağacını kendi ellerimle sökeceğim, kendi ellerimle dikeceğim, önce
tuttuklarını göreceğim, sonra kulübe yapımına izin vereceğim". Yani bugün
betonu
yeşile tercih eden zihniyete bence en güzel örnek teşkil eder bu. Ne yapar
biliyor
musunuz? Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK makamını
Çankaya'dan Söğütözü'ne taşıtır hasırlar üzerine. Kabullerini orda yapar,
imzalarını orda
atar, çadırda kalır ama söğüt ağacını söker, kendi elleriyle diker,
tuttuklarını görür, ondan
sonra bugün çok küçücük ama verdiği mesaj olağanüstü büyük olan bu
Söğütözü'ndeki
küçük ATATÜRK kulübesinin yapılmasına izin verir.
25 yıllık araştırmacıyım. Benim elimde 130 belge var bizzat çevre hareketine
bedenen katıldığına dair. Sade bende 130 belge, kim bilir kaç belge var.
Keşke diyorum,
keşke bu belgeler, bazı günler bizi okullar da bu kulübeye götürüpte burada
anlatılsaydı.
sanıyorum bugün betonu yeşile tercih eden hiçbir belediye başkanı
yetişmezdi.
İşte bu anlamda sahneye şimdi Tahsin ÇOŞKAN'u davet edelim. Tahsin
COŞKAN o zamanın genç bir ziraat mühendisi. "Gel Tahsin seni bir yere
götüreceğim
fikrini almak istiyorum" diyor. Giderler, gösterdiği yere bakar Tahsin Bey.
Bataklık,
sivrisinek salgını, hayvan leşlerinin olduğu berbat bir arazidir. "Ya paşam
hayrola" der.
Atatürk, "Buraya bütün masrafı cebimden olmak üzere bir orman çiftliği
yapmak
istiyorum" der. "Ya paşam buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir ya da
zamanınızı,
neden bu kadar mümbit topraklar varken gelip de burayı tercih ettiniz?" der.
ATATÜRK'ün cevabı ATATÜRK'çedir. Derki "Ben en
zor olanı yapayımda siz arkamdan kolayları nasıl olsa
yaparsınız." Ne bilsin ki en kolayları bile çabuk
yıkabildiğimizi ama, bu aradaTahsin ÇOŞKAN "Paşam
burda hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın" der. Ama
dinleyen kim. Derki "Tahsin buraya ziraatçileri getir ve
incele bana resmi bir yazı getir burasıyla ilgili". Biraz
sonra Tahsin COŞKAN çok mutlu, kendi dediği çıktı,
üzerinde "Burada hiçbirşey yetişmez"yazılı, altında da
İçimizden Biri ATATÜRK
- 6 -
ziraatçilerin imzasının olduğu bir belgeyi Mustafa Kemal'in önüne koyar.
ATATÜRK biraz
mütebbessim okur bu yazıyı. Kaleme alır, bu kağıdın yanına aynen şunları
yazar
"BURASI VATAN TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERK EDEMEYİZ". Etmez de. Aynı
Sakarya savunması gibi akasya savunmasını ele alır, çam ve köknarı oraya 30
Ağustos
olarak tamamlar ve hiç unutmayacağımız bir gün, lütfen hiç unutmayın,
tarihte atladık bu
günü, 25 Mayıs 1933. Ne yapar biliyor musunuz? Hani 5 Haziranlarda
kutladığımız bir
gün var, çevre günü değil mi? Çevre günü ne zaman kutlanmaya başladı? 1980
den
sonra. Peki 25 Mayıs 1933, ATATÜRK ne yaptı? İlk Çevre günü kutlamasını
yaptı. Hem
de bugün okullara soruyorum diyosunuz ki ne yaptınız diye "ya ağaç diktik
diyorsunuz ya
çöp topladık" öyle falan değil. Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya
getirtiyor,
ağaçlar boy vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır,
çocuklar
yüzmektedirler. Hatta bütün masrafı cebinden ödemiştir ama karı da
almamıştır, buraya
bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir, herkes yamektedir.
Herkes çok mutlu
ama en mutlusu Mustafa Kemal ATATÜRK.
Nebizade diye bir arkadaşı var, Nebizade'nin kafa çok karışık. "Yahu paşam
senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı. Peki sen
nasıl
anladın burda orman olacağını?" der. "Gel Nebizade gel, şimdi anlatayım
sana.
Hani Tahsin ÇOŞKAN'ın burda birşey yetişmez dediği günün akşamı tebdili
kıyafetle Çankaya'dan kaçtım, burdaki köylülere geldim. Köylüler beni
tanımadılar.
Köylülere, ağalar dedim burda ağaç yetişip yetişmeyeceğini bana en kolay
yoldan
nasıl ispat edersiniz dedim. "Al dediler", bana bir testi su verdiler, bir
de kazma
kürek. "Kaz orayı iki gün sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz" dediler.
Ah o iki
gün Çankaya'da nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim
testiyi
çıkardım, testinin içinde su bitmişti, köylülere uzattım. Dediler ki bana
"ağa testide
su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak olduğuna, biraz
uğraş burda ne ekersen biçersin". Ve hani Tahsin COŞKAN'ın o raporu bana
getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim" diyecektir.
Dünya lideri olmak öyle kolay değil biliyor musunuz. Hani ATATÜRK'e kimdi en
çok karşı çıkan, evet Tahsin COŞKAN'dı. Onu da ATATÜRK buraya müdür tayin
eder.
Evet lider olmak hakikaten kolay iş değil. Bu arada biz bu 130 belgeye hiç
çalışmamışız.
Çalışmadığımızın en acı örneğini Türkiye yaşadı zaten. Neydi o örnek "17
Ağustos
depremi". Evet deprem bir kaderdir ama kader olmanın ötesinde dolgu alan
çöktü, dolgu
binalar çöktü. Oysa 1930'dan beri bize "lütfen tabiatla oynamayın, tek bir
ağaçla bile
oynamayın" diye bize örnek olan bir liderimiz varken yaşadık bu acıyı.
Bizler iyi değerlendirmemişiz onun çevre hareketini
ama bakın dünya ne güzel değerlendirmiş hareketini. Ben size
bu bilgileri vermek için 1919 dan başladım ve bugüne kadar
çıkan bütün gazete ve dergileri tarıyorum. Taramam sırasında
28 Temmuz 1933 günün Cumhuriyet gazetesinde bir haber
okudum. İnanılmaz bir haberdi. Hani bir çiçek alıyoruz, kırmızı
renkte, hediye götürüyoruz ve adına da "ATATÜRK Çiçeği"
diyoruz. O ATATÜRK çiçeğinin adını biz koyduk
zannediyorduk ama bakın gazeteyi aynen okuyorum. Gazete
haberi şu "Chicago özel, geçenlerde Vanderbit Üniversitesi
profesörlerinden doktor Kirk Landın laboratuarlarında muhtelif
ameliyeler neticesinde kırmızı renkte yeni bir çiçek elde
edilmiştir Profesör bu yeni çiçeğe isim ararken yanında duran
ama Tarsus Kolejinde ATATÜRK'le tanışmış, ondaki tabiat
bilgi ve ilgisine hayran olan bir diğer profesör bu çiçeğe
ATATÜRK isminin verilmesini önermiştir. Ve bu öneri dünya nebatat dairesine
iletilmiş ve
ATATÜRK'ün yaptığı çalışmaların anlatıldığı toplantıda oy birliğiyle kabul
edilmiştir". Yani
dünyadaki her ülkede bu çiçek Gazi ATATÜRK adıyla üretiliyor ve satılıyor.
Peki başka bir lider varmı diye araştırdım bir çiçeğe adını veren, başka
hiçbir lider
yok. Çünkü tabiatıyla bu kadar bütünleşebilen bir lideri dünya tarihi
yazmamıştır. Diyorki
Mustafa Kemal "çevre hareketi dışında eğer lider olacaksanız eğer lider
olmaya
İçimizden Biri ATATÜRK
- 7 -
kalkıştıysanız ki içinizde öğrenci arkadaşlar var mutlaka sınıf başkanları
vardır eğer sınıf
başkanı olacaksan bu bir liderliktir sınırın nedir? sınıftır sınıfın
içerisindeki tek bir tebeşir
tanesi tek bir sıra tek arkadaşının problemiyle ilgilenemeyeceksen o
liderliği kabul
etmeyeceksin demektedir Mustafa Kemal.
Peki ikinci sırrımız ne? İkinci Sırrımız; dünya tarihi sadece bir sıfatı
Mustafa
Kemal'e vermiştir. Başka dünyada hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu
hangi sıfat mı?
Ne dersiniz? Evet Başöğretmen diyen var aranızda, hoşgörülü evet biliyorum
hepsi
gönlünüzden geçen sıfatları ATATÜRK'ün ama soruyorum sizlere bir insan
doğumundan
ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır ya çevrecidir ya
tiyatrocudur ya
sanatçıdır ya arkeologdur bir şeydir. Ama bunların hepsi birden olabilen
dünyadaki tek
lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada "kültür antropoloğu" sıfatı
verilebilen tek lider Mustafa Kemal'dir.
"Kültür Antropoloğu" nedir ne değildir uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım.
Hadi
gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel'e gidelim. Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki
kazıların
başladığı yer biliyorsunuz. Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren
Mustafa
Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal. Ama bugünkülerde
olduğu gibi
açın, kazın, imza; öyle değil. Nasıl yetişmiş inanın, 25 yıllık
araştırmacıyım hiç
anlamadım. Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor, Konya'da
Asar kazıları
başlıyor başında, birde bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında,
toprak alıyor,
ölçüyor, biçiyor. "Ya ne yapıyor Mustafa Kemal" diyorlar. Çankaya'ya
gidiyor,
Çankaya'da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler
koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor bir heyecan bir telaş. Üç
gün sonra
"gelin diyor Ahlatlıbel'e gidiyoruz". Hemen geliyor diyorki "arkeologlar
toplanın".
Biliyorsunuz başlarında en büyük arkeoloğumuz Zübeyir KOŞAR var. Bu Zübeyir
KOŞAR'ın bir e bir anısıdır. Toplanıyor ve diyorki Mustafa Kemal heyecanla;
"kazdığınız
yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir". Yabancı arkeologlar "el insaf paşam,
anladık iyi
askersin iyi devlet adamısın ama yani bu işte bizim işimiz niye
karışıyorsun" der gibi
aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden. Başlıyorlar Mustafa
Kemal'in
gösterdiği yeri kazmaya. Sonuç mu? Bütün bulgular ordan çıkacaktır. İnat
uğruna, kendi
ceplerinden öder ve kendi dedikleri yeri kazarlar hiçbir bulguya
rastlamıycaklardır.
Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip ARCAN'ın yazdığı "Sırat Köprüsü" adlı
piyese
davetlidir. Davetiyede, piyesin başında mutludur biraz sonra sinirlenmeye
başlar bir
müddet sonra bitince "bana Galip ARCAN'ı çağarın!" der. Galip ARCAN gelince
"bu
İçimizden Biri ATATÜRK
- 8 -
piyesi siz mi yazdınız? "der. "Evet paşam ben yazdım". "Hayır, bu bir
Bolunun Flor
Doranj adlı boldvilin'in aynen çevirisi, neden bunu belirtmediniz,
hakkınızda
soruşturma açtırıyorum" diyecektir. Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne
dedim
biliyormusunuz. Samimi konuşacağım inanın sizlerle. Dedim ki "a be Atam
boldvilin'e
varıncaya kadar ne zaman okursun? ne zaman kafanda tutarsın". Ve o sırada ne
yaptım
biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK'le iddiaya girmek
gibi, dedim
"senin başında durmadığın ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim
boynumun
borcu olsun".
O sırada da "Sanat ve ATATÜRK" adlı araştırmamı yapıyorum baktım resimde
Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini
kaldırıyor ama karşıma
yedinci sanat dalı geldi. Ne? Sinema. dedim "herhalde burda iddiayı
kazandım". Hey hat,
baş yönetmen Cezmi AR, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar. Ve Cezmi Ar
Mustafa
Kemal'e tabi Cumhurbaşkanı ya diyemiyor şöyle dur böyle dur diye diğer
oyunculara
şiddetle bağırıyor. Atatürk "Gel Cezmi gel, burda başkomutan sensin, ben bu
işi
bilmem. Önemli olan işin iyi çıkması. Bana da aynı şiddet ve hiddetle
bağıracaksın" der. Cezmi AR hayatının son günlerinde "ben bir daha asla öyle
bir
oyuncuyla çalışmadım" diyecektir.

4/2/2007 11:30 AMRe: sıkılan okusun!malesef atamızı can sıkıntısında

overdose78
ozgur 31, Izmir, Turkey
Yıl 1937, Münir Hayri EGELİYLE odalarına çekilirler. Çankaya' da ne mi
yaparlar? ATATÜRK bir film senaryosu yazmıştır, adını da koymuştur; "Ben bir
İnkilap
Çocuğuyum" dur adı. Kendi yazdığı film senaryosunu Münir Hayri EGELİ
çekecektir,
ATATÜRK oynayacaktır. Ama yıl 1937 dir, ömrü vefa etmemiştir. Derim ki haydi
filmciler
bulun bu senaryoyu filme çekin pokemondan çok daha faydalı olacağına ben
kesin
gözüyle bakıyorum.
Bu arada ATATÜRK'ün her şeyi iyide ben iddiadan vazgeçtim, tamam dedim.
Kesinlikle iddia falan yok artık, iddiayı Mustafa Kemal kazandı ama merak
ediyorum
nasıl yaptı diye. Asıl sır nerde? O sırada en büyük lider eleştirmeninin
sözü geldi elime.
Liderleri çok sıkı eleştiren bir eleştirmen diyorki ATATÜRK için "Liderler
içerisinde
eleştiri acizliği yaşadığım tek lider Mustafa Kemal'dir. Çünkü bütün
Rönesans,
bütün reform, bütün aydınlanma çağı etkinlikleri bir adamın kafasında
toplanmış,
bir çağa sığan etkinlikler on yılda başarılmış, bu büyük bir mucizedir en
büyük
radikal Mustafa Kemal'dir". Bunu biz demiyoruz dünyanın en büyük lider
eleştirmeni
diyor.
Peki, tamam laf iyide diyorsunuz ki; laflar karın doyurmuyor. Esas sır nerde
çok
merak ediyorum. On yılda bir bakıyorsunuz kara tahtanın başında harf
öğretiyor, bir
bakıyorsunuz şapka giyiyor, bir bakıyorsunuz tiyatro eseri oynatıyor, yok
efendim
arkeolojik kazılara gidiyor, tren raylarının genleşme hesabını yapıyor,
Ankara'daki
caddelerin ne kadar mesafede olacağı konusunda şehirleşme planları yapıyor,
E on
yılda bunların hepsi peki nasıl? Ben esas sırrı nerde buldum biliyor
musunuz? Onun bir
sözünde. Ama bu bence, ve dedim ki bu sözü okuyunca keşke şu karga
kovalamasını
kafalarımıza yerleştireceklerine şu sözünü yerleştirselerdi herhalde Türkiye
çok farklı
biyerde olurdu şu anda. ATATÜRK diyor ki" Çocukluğumda elime geçen iki
kuruştan
birini eğer kitaplara vermeseydim bu gün yapabildiğim işlerin hiçbirini
yapamazdım". Esas sır bence burada. Çocukluğunda eline geçen iki kuruştan
birini
kitaplara verdiği için 35 yaşında general, 40 yaşında başkomutan, 42 yaşında
cumhurbaşkanı, 46 yaşında dünyada pek çok reformist var ama hiç biri dile
dokunabilmeyi cesaret edememiştir; dile dokunabilen tek reformist Mustafa
Kemal'dir.
İşte bunu yapabilen ve 53 yaşında nutku yazan genç olarak tarihimize
geçecektir
Mustafa Kemal.
Okumayla, ama nasıl okuma biliyor musunuz? Bildiğimiz gibi bir okuma değil.
Sizi
1914 Anafartalar'a götürüyorum. Anafartalar'da savaşın bir dinlenme yerinde
çadırınıza
gelirsiniz postalları çıkarır rahatça dinlenmek istersiniz. Öyle bir şey
yok. Macar
Türkoloğu Nemet'in, Fransız Türkoloğu Devin'in Türkoloji albümleri
duruyormuş. Açıyor
onları okuyor Mustafa Kemal. Diyorlar ki "niye bunları okuma gereği
duyuyorsun" verdiği
cevaba bakın. onlara diyor ki "Savaştan sonra bu dilin değişme ihtiyacı var
onu
İçimizden Biri ATATÜRK
- 9 -
tespite çalışıyorum". Yıl 1914, gelelim 1916'ya. Bitlis cephesi komutanı
Mustafa Kemal
Bitlis cephesinde çökmekte olan bir cepheyi kurtarıyor ve çadırına geliyor,
yaveri İzzettin
ÇALIŞLAR'ı çağırıyor ve eline bir not veriyor. Notta ne yazıyor biliyor
musunuz?
"Savaştan sonra ilk işimiz Türk kadınına serbestisini vermek, onu erkeğinin
yanında eşit haklara sahip kılmak". Yıl 1916, Türk kadının değil adı, değil
kimliği, hiçbir
şeysi yok. Sokağa çıkma hakkı olmayan bir Türk kadını. Peki sizce tam
savaşın en
hararetli zamanında neden Türk kadını geldi Mustafa Kemal'in aklına. Ha,
Kurtuluş
Savaşında gördüğümüz kadın manzarası, değil ATATÜRK'ü, dünyayı şaşırtan bir
manzaradır. Ülkelerin savaşları olmuştur ama topyekün savaş örneği ilk defa
Kurtuluş
Savaşında görülmektedir.
Atatürk bu savaşta Ayşe Hatun'u tanımıştır. Ayşe Hatun'u hepimiz tanıyoruz.
Bilmeyen var mı içinizde? Onun yapabildiğini acaba hangi ülkenin kadını
yapabilir? Ya
da zamanımızda hangi kadın yapabilir? Benim bir kızım bir oğlum var inanın
bu kadar
araştırmacıyım düşünüyorum. Biliyorsunuz sekiz aylık kızı kucağında omuzunda
mermi
ve cepheye cephane götürüyor. Sekiz aylık kız dinler mi düşmanı, ağlamaya
başlıyor. Ve
bu sırada ölmesi falan problem değil Hatun'un, ama düşman eğer onları fark
ederse çok
kısıtlı olan cephane cepheye gidemeyecek, bütün düşüncesi o Ayşe Hatun'un.
Ve bu
arada çocuğunu göğsüne yaslar, düşman biraz geç gider, indirdiği zaman kendi
elleriyle
çocuğunu şehit ettiğini görecektir Ayşe Hatun yada diğer adıyla Tayyibe
Hatun. Peki ne
yapar? Çocuğunu koyar üzerini bayrakla örter ve aynen şunları söylemiştir.
Kafile
başkanı komutanımız aktarıyor bunu. "Sen yüzlerce binlerce yıl sonra doğacak
Türk
çocukları için şehit oldun" (yani şurada oturan bizler için şehit olan) "bu
benim içinde
senin içinde bir şereftir. Yeterki vatan sağolsun" diyor, omuzuna alıyor
cephanesini
ve yola koyuluyor. Hanımefendiler içinizde anne olanlar var. Lütfen bir an
için düşünün,
çocuğunuzu göz önüne getirin. El bebek gül bebek büyütüyoruz, gözünün içine
bakıyoruz, tercih yapın sizden sonraki kuşak mı? çocuğunuz mu? İşte bu Ayşe
yada
diğer adıyla Tayyibe Hatun'u tanıdı Mustafa Kemal.
Kurtuluş Savaşında Kütahya sırtları, -30oC, -40 oC. Ve 75-80 yaşlarında bir
nine.
Gerisini gelin kafile komutanı Mustafa Necati'den dinleyelim. Mustafa Necati
neyi görür?
Bütün yorgan battaniye ne varsa cephanenin üstüne örtmüş kendisi pazen
elbiseyle.
Aynen şunları söyler "nine kar sepeliyor hava çok soğuk bari şu yorganı
alsan
sırtına" dediğinde aldığı cevap "dokunma ona, o millet malıdır, nem
kapmasın. Ben
bir ölürüm ama onunla binler doğacak binler. hayır oğlum hayır hiç
üşümüyorum,
soğuğu hiç duymuyorum ki. Düşman bu topraklara girdi gireli benim içim
yanıyor
içim a oğul" diyen bir nineyi tanıdı Mustafa Kemal.
Albay Hulusi ATAĞ'ın kafilesinde olan genç bir kadınımız hastadır ve cephane
taşırken yere düşmüştür, ölmek üzeredir. Hulusi ATAK sorar "bacım bana adını
söyle
seni tarihe yazdıracağım" dediğinde aldığı cevap "adımı ne yapacaksın a oğul
yaz
benim adım Anadolu" cevabındaki adımın ne önemi var önemli olan ülkemin adı
ve
gururu düşünüşü keşke, keşke uygarlık savaşımızda aynı şiddetiyle
sürebilseydi bugün.
Üzerinde ATATÜRK yazılı kapsülü inanın, inanın hiç mübalağa etmiyorum ilk
uzaya
fırlatan ülke mutlaka ama mutlaka biz olurduk.
Evet bu savaşta ATATÜRK dünyaya tek geçen Zekiye Hanım'ı tanıdı. Zekiye
Hanım ne yaptı biliyor musunuz? Dünyaya ilk ve tek geçen kadınımızdır. 10
Aralık 1919
öğretmen okulu bahçesine 3000 kadını toplamış, dedim herhalde sıfırları
fazla
okuyorum. Hayır 3000 kadın, yapımcısı, dinleyicisi, konuşmacısı. Kadın olan
dünyada ilk
mitingdir bu, onun için dünyaya ilk geçmiştir. Peki Zekiye Hanım nasıl
toplamıştır, cep
telefonu yok faks yok, hiçbir araç yok. Hadi bunlar oldu farz edelim.
Kadının sokağa
çıkma hakkı yokken 3000 kadın nasıl organize oldu dersiniz? Evet bunu
incelediğimde
inanılmaz bir hem hayranlık hem de üzüntü duydum neden biliyor musunuz?
Cep telefonunuz var, faksımız var. Pek çok kulübün, pek çok derneğin
davetlisi olarak
gidiyorum. Hanımlar 50 kişi geldi mi aman diyorlar bu gün çok kalabalığız.
3000
kadından bahsediyorum ama projesinin adını da söylemek istiyorum Zekiye
Hanım'ın
"MUTFAK PROJESİ", inanılmaz bir proje. Daha sonra bir yerde tekrar geçecek
bu proje.
İçimizden Biri ATATÜRK
- 10 -
ATATÜRK Zekiye Hanım'ı, Nakiye Hanım'ı tanıdı bu savaşta. ATATÜRK Melek
REŞİT'i tanıdı, Atatürtk Şuküfe Nihal'i tanıdı ve ATATÜRK ekmek pişirerek
askere
götüren ama bu düşmanlar tarafından tespit edilip askerimizin yerini
öğrenmek için çok
işkence gören ama söylemediği için ekmek pişirdiği fırına atılarak yakılan
Nazife Kadın'ı
tanıdı bu savaşta. Bu savaşta ATATÜRK Taccülcalala hanımı tanıdı ATATÜRK
üsteğmenlerimizi, binbaşı hanımlarımızı tanıdı, bu savaşta Tuğgeneral
rütbesi verilmesi
öngörülen 8 yaşındaki, evet yanlış duymadınız 8 yaşındaki Nezahat kızımızı
tanıdı. İşte
Nezahat kızımızın yanında şehit olan bir erimizin cebinden çıkan bir
mektubunda
annesine şöyle yazmış "anne Nezahatle babasının arasındaki konuşmayı
duyaydın
benim burada niye olduğumu anlardın" demiş ve bu arada şöyle yazmış" biz
Mehmetçik
Nezahat'e Türklerin Jean d'Arc 'ı diyoruz" demiş. Bu bana acı geldi. Ben
Jean d'Arcı
ortaokuldan beri tanıyordum ama Nezahat'i ancak bu araştırmam da tanıdım.
Bunun
acısını da o mektupla birlikte yaşamış oldum. Bu kadınlarımızı ben ATATÜRK
ve Türk
Kadını konulu konferansımda anlattığım için burada sadece adlarını anmadan
geçemeyeceğimi gördüm.
Bu arada ATATÜRK okumuş da yazmaya da vakit bulabilmiş. Evet bizler için bir
geometri kitabı yazmış. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri
teriminin isim
babası bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal'dir. İyi ki de yazmış eşkenar
üçgen
demek için "müselleseyi bilmemne bilmemne..." demek gerekir. İnanın bu kadar
şeyi
aklımda tutuyorum, bir onu tutamadım. İyi ki yazmışsın dedim. Bu arada
ATATÜRK her
sektöre el attı dedim ya, basın sektörüne de el atıyor ve bir gazete
çıkarıyor. Adı
"Mimber", 52 sayı çıkmış gazetesi, ve bu gazeteleri okuduğum zaman bu
Mustafa
Kemal'in gazetesi dedim. "Sansür" kelimesi ilk defa bu gazetede yer
almıştır. Bu arada
keşke bütün Türk gençlerimiz bu gazeteleri okuyabilseydi diye düşünmeden de
edemedim. Çok moral bulurlardı çünkü.
Bu arada çok güzel şiirler yazmış. İlk şiiri 1908 Şanlı Ordu dergisinde
yayınlanmış. Keşke vaktimiz olsa da şiirlerinden de aktarabilseydim. Bu
arada nutku
yazmış, tiyatro eserleri yazmış, sinema senaryoları yazmış, yazmış yazmış.
Peki
okumuş yazmışta sadece gününün problemlerine mi çare bulmuş Mustafa Kemal?
Sadece gününü mü kurtarmış acaba? Hadi gelin esas önemli olan da bu, buna
bir
bakalım mı ne dersiniz?
İşte günümüzde 25 yıllık araştırmacılığım sonunda size bir itirafta bulunmak
istiyorum, diyorum ki ATATÜRK inanın, bugün sanıyorum 7 Şubat 2005, bu günü
çok net
görmüş, hadi görmekle kalsa iyi, birde bu gün kullanacağımız kadar güncel
geçerli ve
çözümsel önerileri de yazarak bırakmış bir lider. Söyleyin bana hangi ülkede
var böyle
bir lider. Diyeceksiniz ki lafı bırak bize somut örnek göster. İşte ilk
örneğimiz; dedinizki
demin Türkiye'deki sorunları sorduğumda size, dediniz ki önemli olan
sorunların bir
tanesi de ekonomik sorun. Peki Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi
olan Mr.
Jhons bize şunu öneriyor, diyor ki "ekonomiyle savaşta bir tek ATATÜRK'ü
örnek
alsın yeter Türkiye".
ATATÜRK'ün ekonomi ile de ilgili ne görüşleri var acaba, ve bunun üzerine
oturdum, Maliye arşivine indim, Maliye arşivini incelememde ATATÜRK'ün
ekonomide
en önem verdiği şey ne biliyor musunuz? Türk parasının değerini korumak.
Peki, 1919'a
baktım Türk parası Sterlin karşısında, o zaman dolar yok, Sterlin karşısında
605 kuruş.
Ha bir savaş yapıldı, ülke yıkıldı tekrar yapıldı. Peki 1938'de kaç kuruş
biliyor musunuz?
19 sene sonra inanılmaz bir şey, 616 kuruş. Buna gerçekten inanmaya imkan
yok. Peki
dedim ki herhalde yanlış okudum banknot artış hacmine baktım, banknot artış
hacmi
1919'dan 1938 son dört ayına kadar, son dört ayı ilgilenemiyor sağlığından
dolayı, son
dört ayına kadar 19 sene sadece %8, bu çok büyük bir başarı. Peki son dört
ayda ne
oldu diye baktım, gülüyorsunuz tahmin ettiniz mi? %15. 19 senede %8. Bari
ölümünü
bekleseymişiz, ama işte problem bir takım yerlerde sanıyorum.
Bu arada bir arşiv belgesi daha aktarmak istiyorum size. 5 Aralık 1927
tarih. 5
Aralık 1927'de bir Türk Lirası verdiğimiz zaman 2 dolar alabiliyormuşuz
karşılığında.
Eğer bizim nesil vazifemizi yapaydık size karşı, bugün 20 milyon liralık
banknotu
İçimizden Biri ATATÜRK
- 11 -
götürecektiniz, karşılığında 40 milyon dolar alacaktınız bizim nesil
vazifesini yapaydı.
Ama diyorum ki lütfen gençler lütfen, ilerde maliye bakanı olabilirsiniz,
ilerde başbakan
olabilirsiniz, ilerde aile kurabilirsiniz o da bir ekonomik sektördür ve
ekonomiye yön
vereceksiniz. Bizim yaptığımız, size çektirdiğimiz sıkıntıları çekmemeniz
için lütfen
ekonomik görüşleriyle ATATÜRK'ü mutlaka incelemenizi tavsiye ediyorum.
Bu arada biliyorsunuz 1929 da çok büyük ama çok büyük bir şey var. Ekonomik
kriz var. Bütün dünyayı sarsmış ekonomik kriz. Peki soruyorum size
sarsılmayan bir ülke
söyleyin. Türkiye tabîi ki. Peki 1929'da bütün dünya buhran yaşıyor en
gelişmiş ülkeler
bile. Hadi etkilenmedin de, rakamlara bakın kişi başına düşen milli gelir
%51,2 artıyor.
Eksilmeye alışmışız da artma kelimesi garip geliyor bize. Enflasyon ne
kadar? % -1.2,
bunlar resmi rakamlar.
Peki ikinci örnek, günümüze örnek;1996 İngiltere'de bir seçim yapılır.
Meclisteki
kadın millet vekili sayısı seçimden önce 13, seçimden sonra birden 123 olur.
Hiii derler
kim yaptı bu başarıyı, Leslie Abdela diye bir hanımefendi. Leslie Abdela'yı
tüm ülkeler
çağırır, "ya bize de öğret metodunu da bizde kadını fazla sokalım meclise"
derler. Leslie
Abdela'yı Türkiye de çağırır. Şile'ye gelir, dolar alır anlatmak için. Ve
işte sözlerinin özeti
"İngiliz kadını bu başarıyı ATATÜRK'e danıştı". Yani ben Türkiye ye tereciye
tere
satmaya geldim. Peki Leslie Abdela'nın uyguladığı projenin adını biliyor
musunuz?
"Mutfak Projesi" peki şöyle yazıyor şurada; "1919 dan beri biz Türk kadını
ve
ATATÜRK'ün peşindeyiz merak ediyorum iki kadın milletvekilinizde benim
peşimde niye acaba" diye de ironi yapmış burada. Bu arada eğer biz bu metodu
uygulasaymışız Türkiye'de sanıyorum Türk erkekleri şu anda meclise nasıl
girebiliriz
diye arayış içinde olacaktı, hiç şüphe yok buna.
Peki bu arada dünyaya o kadar çok ilk hediye etmişiz ki bunlardan bir tanesi
de
üniformalı ve rütbeli kadın asker ilk defa bizim ordumuzda, bizden dünya
orduları örnek
alıyor. Kurtuluş Savaşında rütbe alan kadın askerlerimiz; Binbaşı Ayşe
ALTUNTAÇ,
Üsteğmen Emine VARDARLI, Üsteğmen Fatma ŞİMŞEK. Ama dünya tarihine tek geçen
bir üsteğmenimiz var; 700 erkek 43 kadından oluşan bir müfrezenin
reiseliğine bizzat
ATATÜRK tarafından atanmış, Üsteğmen Kara Fatma. Evet dünyadaki ilk müfreze
reisesi kadın ünvanını taşır Kara Fatma. Ben geçenlerde Erzurum'a
davetliyim, Erzurum
Üniversitesi rektörümüz davet etti uçakla gittim. İndim uçaktan "off ayağım
belim melim"
dedim, bir an aklıma geldi, biliyorsunuz Kara Fatma Erzurumlu; Erzurum'u 13
kadınla
müdafaa ediyor, atına atlıyor Bursa'ya kadar geliyor, Bursa'nın Kurtuluşuna
da tanık
oluyor. Ben uçakla zor gittiğim yere, önümde yemeğim, arkamda suyum,
sıcacık, ama
bu kadının yaptığı! Ha o zaman sanıyorum şu andaki Türk kadını asla ve asla
yoruldum
demeye hakkı yok, eğer Kara Fatmaları eğer Şerife bacıları tanısaydı.
Evet anlıyorum bu hanımlarımızı tanımadan önce bir şey yaptım zannediyordum.
Şu anda hiçbir şey yapmadığıma kaniyim. Bu arada Kara Fatma'nın savaşta
yaptıklarını,
dedim ya Bursa'ya kadar gelmiş, üç oğlunu şehit vermiş, kızının parmakları
İzmit
muharebesinde kesilmiş, sadece savaşı anlatmak için bir konferans gerekir
Kara
Fatma'nın. Ama Tamim gazetesini okuyorum, Tamim gazetesini okurken Kara
Fatma'yla
yapılmış bir röportajı okudum, inanılmazdı. Gazeteci soruyor diyorki; "çok
fakirsin çok
çok ihtiyacın var paraya neden üsteğmenlik maaşı sana bağlanan maaşı
kızılaya
bağışladın" diyor. Verdiği cevap tarihi bir cevap aynen şöyle:
"Ben Kurtuluş Savaşında yaptıklarımı bir menfaat ve çıkar karşılığında
yapmadığıma inandığım için en son vatani vazifem olarak maşımı Kızılay'a
bağışlıyorum" diyecektir. Bu bana neyi hatırlattı biliyor musunuz? ATATÜRK'e
bir
gazeteci sorar; "neden mal ve mülkünüzü milletinize bağışladınız" diye.
ATATÜRK'ün
verdiği cevabı aynen aktarıyorum:
"Mal ve mülk bana ağırlık yapıyor, onları asıl sahibi olan milletime
bağışlamaktan ferahlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar asıl zenginlik
insanın
manevi şahsiyetinde olmalıdır." diye cevaplayacaktır. Ne güzel değil mi en
son
kademeden en tabana kadar, kadınından erkeğine kadar hepsi aynı söylemde ama
alışmadığımız gibi aynı eylemdeler ne diyelim sağ olsunlar, varolsunlar.
İçimizden Biri ATATÜRK
- 12 -
Dileyelim sizin nesle, genç nesle, hortumcular soyguncular değil, Kara
Fatmalar,
Mustafa Kemaller örnek olsunlar. Tabi Kara Fatma'nın örnek olabilmesi içinde
bir okuma
kitabımızda hiç olmazsa bir okuma parçası olarak Kara Fatma'nın olması lazım
ki örnek
alabilesiniz. Bu arada ATATÜRK'ün şu sözü çok hoşuma gider diyorki; "Geçmişi
ne
kadar çok unutursak geleceği korumak o kadar zor olur." Biz Kara Fatmaları
mutlaka hatırlamalıyız sanıyorum.
Bu arada bir kadınımızı daha vermek istiyorum, Melek Hanım. Haçin katliamını
hepiniz hatırlıyorsunuz, 535 Türk hunharca katledilmiştir. Hepsi öldüğüne
göre nerden
biliyorsun hunharca katledildiğini? Şair Melek hanım diye anılırmış
Haçin'de.
Şahadetinden sonra kolunun altından bir bohça çıkıyor, bohçayı açıyorlar, 18
kıtalık bir
destan yazmış. O anda gördüklerini kaleme almış. Mektupçu Hüseyin nasıl
vahşetle
öldürüldü, komşu kızı Hatice nasıl vahşetle öldürüldü hepsini kaleme aldığı
bir destan.
Başına ne demiş biliyormusunuz "inşallah okuna". Ben 45 yaşımda bunu
okuyabildim en
sonuna da "bizden sonrakiler neler çektiğimizi bileler diye yazıyorum" demiş
son iki
kıt'ayı sizlere okuyorum
Meydan kazanı kurdular
Tüm bebeklerimizi kaynattılar
Gün görmedik anaları
Süngü ile oynattılar
Kundakları verdiler
Kanlı kundak yu dediler
Bebelerimizi kaynattılar kaynattılar
Kuzu eti diye hepimize zorla yedirdiler
Evet biz burada kolay bulunmuyoruz, bu koltuklarda kolay oturmuyoruz. Evet
bakıyorum çok buruldunuz, çok üzüldünüz ama liderlik dedik biraz da
gülümseyelim mi?
Lider dedik, ATATÜRK'ün resimlerine bakıyorum hepsi asık suratlı hepsi
ciddi.
Lider olmak için böyle mi olmak gerekiyor, acaba ATATÜRK hiç mi gülmemiş,
hiç mi
espri yapmamış? Hadi gelin Antalya'ya gidelim. Antalya yolunda mola verir
kulağına bir
türkü gelir "Ya bu türküyü çok sevdim bulun getirin bu türküyü söyleyeni"
der.
küçücük bir çoban gelir. Derki "Sesin çok güzel bana da bir türkü
okurmusun". Başlar
çoban "demirciler demir döver tunç olur" diye. bitince ATATÜRK dalmıştır
"bis bis" der.
Çoban böyle bakar. "Oğlum der bis" der "Çok beğendik tekrarla anlamına
gelir". Hiç
nazlanmaz gene aynı türküyü okumaya başlar. ATATÜRK türkü bitince cebinden
bir
harçlık çıkarır uzatır. Çoban hemen alır harçlığı, kuşağına kor, elini
uzatır ATATÜRK'e
"bis bis" der. Bu espri ATATÜRK'ün çok hoşuna gittiği için çok ünlü bir
sanatçımızın
yetişmesi sağlanacaktır.
ATATÜRK'ün hayatta en hoşlanmadığı şey dalkavukluk, ama yemek masasında
hiç hoşlanmıyor. Karşısındaki adam da ATATÜRK'e "sen Türklerin şahısın
şususun
bususun...", feci dalkavuk. Yoğurt kasesi adamın önündeymiş diyorki
Atatürk;"Şu yoğurt
kasesini bana uzatır mısınız". Adam yoğurt kasesi uzatacak, el insaf ayağa
kalkıyor,
önünü ilikliyor, tam yoğurt kasesini alacak parmakları içine giriyor.
"Ah..." diyorlar
"...adama taktı ATATÜRK, bir de zaten sinirlenmiş durumda, bir de çok titiz
bu konuda,
şimdi bir fırtına kopacak". adam perişan, ah paşam vah paşam derken "Ya niye
bu
kadar üzüldünüz demin yoğurt yiyecektim şimdi cacık yemiş olurum". Evet, bu
espriyle 25 yılın sonunda ATATÜRK'ün müthiş espritüel olduğunu keşfettim ve
yeni
hazırladığım konferansımın konusu ne biliyormusunuz? "ESPİRİLERİYLE
ATATÜRK".
Bugün onu hazırlıyorum, 6-7 ay sonra bitecek inşallah sizlerle buluşacağız.
O
konferansta çok güleceğiz ama inanın çok da düşüneceğiz.
Bir gazetecide Atatürk'e sorar "size de diktatör diyorlar ne dersiniz".
Atatürk şöyle
bir bakar, "Eğer ben diktatör olsaydım hanımefendi bu soruyu sorduktan sonra
siz
asla canlı kalamazdınız " diyecektir. Peki diktatör mü Mustafa Kemal
bakalım.
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler. Trene
binerler
kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı çalar yaveri, açar yorgun,
bitkin,
İçimizden Biri ATATÜRK
- 13 -
kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri "ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız
herhalde
niye böylesiniz" der. "Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı
unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende
uyumadım kalktım" der. Yaveri; "aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen
size
bir yastıkla battaniye getirirdik" der. Ve bir ülke kurtarmaktan dönen
komutan söylüyor
bunları tarihi bir cevap derki "Geç farkettim hepiniz en az benim kadar
yorgundunuz.
Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat
uyuması". Var mı böyle bir şey! Bu insana diktatör demeye kimin dili
varabilir.
Ayaklarının altına Yunan bayrağı serildiğinde bayrak bir ulusun onurudur
diye basmayıp
kaldırtan bir insanın kendi milletinin inancını çiğneyebileceğini düşünmek
ancak onuru ve
şerefi olmayan kişilerin işi olabilir diye düşünmeden de edemiyorum.

4/2/2007 11:31 AMRe: Re: sıkılan okusun!malesef atamızı can sıkıntısı

overdose78
ozgur 31, Izmir, Turkey
Bu arada içimizde çok değerli öğretim görevlilerimiz ve öğretmen
arkadaşlarımız
var. Onlar için de çok özel bir anısını anlatacağım. İstanbul
Üniversitesinin açılış töreni.
Çok mütevazı bir salon, tahta iskemleler, ortaya ATATÜRK'ün oturması için
kırmızı
renkte süslü muhteşem bir koltuk konmuş. Profesörlerle birlikte geliyor,
buyurun diyorlar.
Bir koltuğa bakıyor dönüyor profesörlere, aynen şunları söylüyor; "Sizlerden
öğrenecek
o kadar çok şeyim olduğuna göre bu koltuk sadece sizlere layıktır" diyor. En
kıdemli profesörü o koltuğa oturtuyor ve kendisi tahta iskemlede programı
sonuna kadar
izliyor. Evet yani kendince hak etmediği hiçbir koltuğa oturmayan bir
Mustafa Kemal'i
görüyoruz orada. Dünya lideri olmak sanıyorum bu evet .
Bu arada İstanbul ve Ankara illerinden birisine ATATÜRK adının verilmesi
için bir
kanun önergesi veriliyor meclise. ya İstanbul'a ATATÜRK diyorduk ya
Ankara'ya. Bu
önergeyi vereni hemen çağırıyor ve aynen şunları söylüyor ;"Bir ismin
dillerde kalması
için şehrin temellerine sığınmasına gerek yoktur. Bakın bu şehrin ismi
İstanbul
ama Fatih Sultan Mehmet'i hemen hatırlıyoruz. Eğer ben bir şey yapabildiysem
bunu binaların tepelerine, şehrin temellerine ismimi yazarak değil
milletimin
kalbine yazarak anılmak isterim" diyecek, hiçbir yere adının verilmesini
kabul
etmeyecektir. Şimdi bakıyorum da hortumcunun soyguncunun hepsinin adı
bitaraflarda
şey gibi yazıyor merak ediyorum nasıl oluyor bu diye. Evet, galiba beni
bıraktınız, ben 25
yıl kolay değil, beni bırakırsanız sabaha kadar buradayız. En iyisi son iki
anı ama onu en
iyi anlatan anılarla programıma son vermek istiyorum;
İşte ilk öğrenciler evet sizin için. Bir öğrenci anlatıyor, Mahmut SADİ.
Şöyle
anlatır Mahmut SADİ. "Yıl 1923. İstanbul Üniversitesinde öğrenci olduğum
sıralar. Okul
duvarında bir ilan görüyorum. Avrupa'ya talebe yollanacaktır. Allah Allah
diyorum, ülke
yıkık dökük yıl 1923 Avrupa'ya talebe! Lüks gibi gelen bir şey, ama bir
şansımı denemek
istedim. 150 kişi içerisinde 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına
ATATÜRK "Berlin
Üniversitesine gitsin" diye yazmış. Zaman geldi. Sirkeci garındayım, ama
kafam öyle
karışık ki gitsem mi kalsam mı, orda beni unutur mu bunlar, para yollarlar
mı, gurbet
ellerde ne yaparım? Bir an gitmemeye karar verdim, döndüm. O sırada bir
müvezzi
ismimi çağırdı "Mahmut SADİ, Mahmut SADİ, bir telgrafın var" telgrafı açtım
aynen
şunlar yazıyordu "sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum alevler olarak
geri
dönmelisiniz". Var mı böyle bir şey? 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne
düşünebileceğini hesap edebilen bir lider dünya lideri olmasın da ne olsun.
Yıl 1923, biz
evimizde bir çocuğumuzun huyunu değiştiremiyoruz bir huyunu. Tüm ülkenin
huyu
değişiyor. Bunla uğraşan bir insan yolladığı 11 öğrenci nerede, ne zaman, ne
düşünebileceğini hissedebiliyor. Mahmut Sadi devam ediyor "gel de şimdi
gitme, git de
orda çalışma, dönde bu ülke için canını verme".diyor.
Evet bu gün en büyük şikayeti ne Türkiye'nin? Beyin göçü. En iyi
beyinlerimizi
kapıp götürüyorlar ama o çocuklarımız arkalarına baka baka gidiyorlar. Peki
diyeceksiniz
ki engellemek o kadar mı zormuş? Ha o gün 11 öğrenciymiş, telgrafmış. Bu gün
milyon
öğrenci olsun, e-mail bilgisayar var. Yeterki şu iki cümleyi ifade
edebilecek, onların
sorumluluğunu alan bir liderleri olsun.
İşte son anım, Nehire NEHİR hanımefendiden; şöyle anlatır "O zamanlar
kadınların sanatçı kimliğini yeni yeni kazandığı dönemler. Benim tiyatroda
çömezlik
İçimizden Biri ATATÜRK
- 14 -
dönemim. Muhsin ERTUĞRUL Darül Bedai'ye baş yönetmen olarak atanmış. Çok
titiz
bir insan. Provadan oyuna her şey saat titizliği ile işliyor, perde bir
saniye bile geç
açılmıyordu. Provaya geç kalan oyuncu derhal oyundan uzaklaştırılıyordu. Eee
tahmin
edersiniz ki bu durumda Muhsin Ertuğrul'unda düşmanı çoktu. Bir gece
Dolmabahçe'den
ATATÜRK'ün Şehir Tiyatrolarına geleceği haber verildi. Ben de karşılamak
için hazırdım.
Fakat Paşa gecikti. Muhsin Ertuğrul kendisini beklemeden perdeyi saniyesi
saniyesine
açıp oyunu başlattı. ATATÜRK 4 dakika geç kalmıştı. Etraftaki dalkavuklar
ATATÜRK
geldiğinde Muhsin ERTUĞRUL'un onu beklemeden perdeyi açtığını ellerini
ovuştura
ovuştura anlattılar ATATÜRK "Yaaa öyle mi Muhsin Ertuğrul'la Görüşürüz"
dedi. Herkes
Muhsin ERTUĞRUL'un işinin bittiğine inanıyor, ben müdür olacağım sen müdür
olacaksın kavgaları bile başlamıştı. ATATÜRK piyesin bitiminde Muhsin
ERTUĞRUL'u
ayakta karşıladı. Deminkileri de yanına çağırarak aynen şunları söyledi.
"Sizi tebrik
ederim işinizle ilgili ciddiyetiniz ülkenin gelişimini cidiye aldığınızı
gösterir biz geç
kaldık siz vazifenizi yaptınız eğer bir tek benim için perdeyi açmayıp oyunu
başlatmasaydınız bu dalkavukluktan ileri gitmez ve beni çok üzerdi ben
herkesin
her sahada işini bu kadar ciddiye almasını istiyorum ülke ancak böyle
ilerler
efendiler " demez mi. Etraftakilerin suratları görülmeye değerdi o sırada".
Ama işte
liderlik diyorum. Şimdi bir an günümüze geliyorum, hadi bakalım baba iseniz
başlatın
programı gelmeden. Mümkün mü! Ondan sonra artık beğenin haritadan bir yer,
evet ki
bu insan bir ülkenin en büyük lideri değil asrın lideri olan bir insan bunu
yapıyor.
Evet ATATÜRK ve onunla el ele verenler sayesinde üç tarafı deniz yerin
üstünü
anlatayım mı? Lütfen pazara gidelim. Yabancı ülkelere gittim. Portakalı
taneyle
jelatinlere sarıyorlar, kıymetli madde, karpuzu dilimle yiyorlar, biz kelek
çıktı mı atıyoruz,
bir tane daha açıyoruz var mı böyle bir nimet. Lütfen pazara gidelim,
yeşilin her tonu;
geçen bir yabancı konuğum var; pazardan geçmek zorunda kaldık dedi ki bana
"Türklerin özel bir günü herhalde bu gün". "Neden" dedim? Eee baktı kadın
naylon torba
naylon torba yok öyle bir dava, böyle bir nimet nerde, hangi ülkede. Bir
tane salatalık, bir
tane domates, biz kilolarla. Ve bana ne dedi biliyor musunuz? "Yahu ülkeme
dönünce ne
isteyeceğim biliyor musun". "Ne" dedim. "Türkiye'yi isterim de isterim diye
tutturacağım"
dedi. Bir espriydi ama bir gerçek payı da olduğu su götürmez.
Peki yerin altına geçelim. Krom, brom , toryum, bor. Tamam güzel ama
petrolün
zekasına hayranım. Neden mi? Burda çıkıyor, burda çıkıyor, burda çıkıyor ama
Türkiye'nin sınırını ezberletmişler petrole, bir kilometre girmiyor içeri.
Var mı böyle bir
petrol, yani altımız petrol dolu aslında. Hadi petrolü de geçelim, uzaydan
çekilen
fotoğraflara göre bugün petrolden bir derece zengin maden var, uranyum. Bu
gün
dünyadaki, Türkiye'de değil dünyadaki eni iyi uranyum rezervi bizim
Karadeniz
dağlarında arzı endam ediyormuş. Hoş o bize bakıyor biz ona bakıyoruz ama
Türkiye'nin
dış borcunun 19 katı değeri olduğu tespit edilmiş uzaydan çekilen
fotoğraflara göre.
Yabancı ülkelere gittiğimde ufacık bir tarihi vesika buluyorlar, üç kere
etrafını
çeviriyorlar, birde bol para ödüyorsunuz, böööyle bakıyorsunuz. 15 ayrı
medeniyeti
barındıran 10000 yıllık bir tarih var altımızda.
Romanya devlet bütçesinin üçte birini nasıl kalkındırıyor? Suni termal tesis
yapmış adamlar düşünebiliyor musunuz suni. Erzurum'a gittim kaynıyor,
Kozaklıya gittim
kaynıyor, Bursa'ya gittim kaynıyor, İzmir kaynıyor. Sadece bizim sıcak su
kaplıcamız.
Hakikisi var çünkü elimizde.
Geçen gün Isparta Süleyman Demirel üniversitesi beni davet etti rektörlük,
oraya
gittim. Beni Davraz diye bir kayak merkezine götürdüler. Kayak merkezinde
kayakla
kayıyordu herkes Davraz'ta. Birbuçuk saat sonra, Antalya Akdeniz
üniversitesinde
vereceğim konferans için Antalya'ya indim. Millet denizde yüzüyordu. Var mı
böyle bir
ülke söyleyin bana. Birbuçuk saatlik mesafede. Bursa, Uludağ'a gidiyorsunuz
kayak
kayıyorlar, 20 dakikada Mudanya'ya gidiyorsunuz denize giriyorlar. Hakikaten
yok böyle
bir ülke. Dünya yuvarlağını çevirin hepsinin bir araya geldiği bir ülke
söyleyin bana, ben
bulamadım. Ya güneşi var ya karı var ya denizi var ya dağı var birinden biri
mutlaka.
İçimizden Biri ATATÜRK
- 15 -
Peki bu kadar özel ve güzel bir ülke bizim elimizdeyken başımız dertten
kurtulur
mu? Asla. Düşmanımız dünden daha az değil, dünden daha çok. Bütün ülkelerin
gözü
bizim ülkemizde. Nasıl olmasın ki! Galiba bir tek bizim gözümüz yok şu
ülkede.
Bu gün bunun için parçalama ve bölme girişimlerini yüz yıllardır
uyguluyorlar. Bir
ara siyasi girdiler, sağ-sol diye böldüler, kapışın dediler, yutmadık. Daha
sonra etnik
böldüler, kürt-Türk dediler, kapışın dediler, yutmadık. Dinimizi
kullandılar, kapanankapanmayan,
laik olan-olmayan, ATATÜRK'çü olan-olmayan diye dörde beşe,
tarikatlara bölünün dediler ki kolay alalım, yutmadık. Ekonomiyi
kullandılar, zengin-fakir
alan-alamayan dediler, gene olmadı. Yani tazı eski tazıydı, habire çulunu
değiştirdiler.
Oyunun kuralı buydu ama biz bu oyuna hiç gelmedik gelmeye de asla niyetimiz
yok.
Yeni ATATÜRK'ler yetişiyor ve gelmekte. İşte bugün bizi kuvvetlendikçe
budanan, diğer
türlü olduğu sürece de sulanan bir ağaç misali görmek gafletinde olan yada
başka bir
deyişle ayağa kalkmayacak kadar destekle ama yere düşmeyecek kadar köstekle
politikası uygulamaya çalışan tüm ülkelere, iç ve dış düşmanlarımıza karşı
en güzel
cevabı ne zaman vereceğiz biliyor musunuz? Onu anmayı bırakıp anlamaya
başladığımız zaman. Onu yakamızda taşıdığımız kadar fikir ve eylemlerimizde
de
taşıyabildiğimiz zaman. Onu özlediğimiz kadar özümsediğimiz zaman. Onunla
yarışan
ama onu aşmış yeni Mustafa Kemalleri yetiştirebildiğimiz zaman vereceğimiz
inancıyla.
Sizlerden Nakiye Hanım, Kara Fatma, Mustafa Kemal gösterdiğin hedefe henüz
ulaşamamış olmaktan dolayı özür diliyor ve bu hedefe ulaşana dek sakın bizi
affetmeyin
diyor ve bir şiirle programıma son veriyorum.
ATATÜRK de et artı kemik artı kandı,
İnsanüstü değildi yani ATATÜRK,
ATATÜRK de herkes gibi kusurları olan,
Küçük büyük ve çirkinde olabilirdi,
Ama güzeldi
ATATÜRK yorgunluk kahvesini bir su başında yudumlamayı,
Serhat türkülerini, Alaturkayı, mesela Safiye Aylayı,
Yemeklerden fasulye pilakisini seven,
Miri kelam bir İstanbul efendisi.
Aşık ve şair, mahcup ve ürkek,
Ama Karadenizli değil Karadeniz kadar canlı,
Adanalı değil ama Adanalı kadar sıcak kanlı,
Ve bir Aydınlı kadar oturaklı ve zeybek.
Velhasıl bizim mayamızdan bizim kumaşımızdandı Mustafa Kemal.
İnsan üstü değildi ATATÜRK,
Tam insandı.

4/2/2007 4:33 PMRe: Re: Re: sıkılan okusun!malesef atamızı can sıkınt

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
Teşekkürler..

4/2/2007 7:05 PMRe: Re: Re: sıkılan okusun!malesef atamızı can sıkınt

umbertoeco
murat 31, Turkey
güzeldi teşekkürler

4/7/2007 8:51 AMlık..

cihann1907
cihann1907 30, Turkey
ewet bu kadının kıtabını okudum ve arastırmaları muhtesem.askerde bınbası ataturk dersı verdıgınde de bu kıtaptan okurdu...oyle acız,oyle koyu,oyle cahıl yapıldıkkı yıllardır içim kan aglıyor.ben egıtım cavusuydum 130 asker egıtıyordum herkonuda.dedemde kurmay hava yuzbasıydı.savasmıs ve askerı egıtımı almıs bırıydı.ve onunda hep anlattıgı ataturkun buyuk DÜŞÜNÜRLÜLÜĞÜYDÜ!!!!!!insanlar bunu anlamıyorlar..acı olan bu....özgur senınde elıne saglık.okumayan veya bu yazara ulasamayanlara bır kısmını ulastırdın..tebrıler...okumayanlar!!bulun alın ve okuyun...ve ŞU ÇILGIN TÜRKLERİDE unutmayın sakın..

4/7/2007 9:22 AMRe: lık..

overdose78
ozgur 31, Izmir, Turkey
teşekkürler sanada cihann..
ya inanırmısınız ben bu yazının ufak bir kısmını mail yolu aldım... okadar etkilendim ki anlatamam... aradan aylar geçti bende asker oldum... bulunduğum birliğe Prof.Dr.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI'nın geleceğini Öğrendim...
Benim için kaçırılmaz bir fırsattı... Hayatımda bukadar etkilendiğimi bu kadar uzun süre lanet olsun diyerek ağladığımı hatırlamıyorum... Fırsat bulan Cihan arkadaşımın da dediği gidi mutlaka kitabı temen edip okumaya çalışsın... Arkadaşlar unutmayalım Atatürk sayesinde Birleşmiş Milletlere kanunu nu değiştirterek davet edilmek koşulu ile üye olan Tek Ülkeyiz... Arkadaşlar biz nasıl bir adamın torunuyuz yaaa....unutmayın bunu ... bir iğde ağacının sorumluluğunu alıp hüngür hüngür ağlayan bi adamın torunuyuz...

Kitap adı : İÇİMİZDEN BİRİ ATATÜRK
YAZAR : Prof.Dr. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI

4/8/2007 8:03 PMRe: Re: lık..

cihann1907
cihann1907 30, Turkey
yuruyen kosk???acaba kac kısı bılıyor.cuma aksamı beyaz sovda beyazıta bır fıncan hedıye geldı yuren koskten dıye.ve kımsenın anladıgını tahmın etmıyorum.yanı bır agacın kesılmemesı ıcın kosku temelınden kaydırmak kac kısının aklına gelır.yanı bu ınanılmaz bır olay degıl!!!ama yabancıların bunu ıslemın 3/1 i yaptıklarında manset manset televızyonlarda cıkabılıyor ve bız hayranlıkla ızlıyoruz...uyuyanlara,uyutanlara lanet olsun.bu vatanı bu gunlerde cıgersızce satanlara karsı sehıt dusen tum vatan sevenlerın ruhu nuriçinde yatsın.......su avrupa bırlıgınede fahışe gıbı gırmeye calısanlara daha fazla sövemiyorum.???
''TEKLİFİNİZİ DÜŞÜNÜRÜZ!!!
ŞARTLARIMIZI SUNARIZ!!!!
EĞER UYGUN GÖRÜRSEK,GÖRÜŞEBİLİRİZ!!!
taşla tüfekele bilekle canla kanla kazanıldı vatan..şimdiki halimize bak.ama uzuk degıl..

4/9/2007 7:43 AMRe: Re: Re: lık..

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
inşallah duzelecek hersey kardesim, inan bizim gibi dusunen insan sayısı bu ulkede hicde az degil, su avrupa birliginin bize olan muhtacligini bir ilk okul cocugu dahi biliyor bu koskoca basimizdaki adamlar bilmiyor mu? tabiki biliyorlar o kadarda beyinsiz olamazlar, artik onlarin sart sunmasi degil bizim sart sunmamiz lazim insallah bunu yapacaklardır, bu vatanın degerini bilmeyecek bir insan kansızdır, bu ulkenin basindakilerinde kansız olduguna inanmıyorum. En azından inanmak istemiyorum.

Reply to this Thread

4/10/2007 9:52 AMRe: Genel Sohbet

ugursevinc
ugursevinc35 26, Izmir, Turkey
herkese merhaba arkadaslar ben ugur mimarım izmirde ikamet ediyorum umarım burada Atatürkçü Gençliğe yakışacak şekilde seviyeli ve hoş sohbetlerimiz olur.herkese iyi günler iyi sohbetler

4/10/2007 6:26 PMRe: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
inşallah ugur, çok teşekkürler

4/12/2007 10:22 PMRe: Genel Sohbet

Alchemisto77
Bora 26, Adana, Turkey
selam ülkeme..

4/13/2007 4:48 PMRe: Genel Sohbet

canpolat83
? 28, Turkey
ya ne avrupa sevdalısı adamlar var yuhh başımıza ne geldiyse avrupa birligi batı diye tutturanlardan geldi yaa burakın bu ayakları unutmayın ki güneş dogudan dogar

2/2/2008 7:20 PMRe: Re: Genel Sohbet

canpolat83
? 28, Turkey
helal kardeş mehmet akif ersoy boşuna dememiş tek dişi kalmış canavar bizim kendi kültürümüz bize yeter

4/27/2007 10:24 PMRe: Genel Sohbet

pesimistyle
password 28, istanbul, Turkey
seni unutmadık ATAM,unutanlarada hatırlatacağız ...

4/29/2007 12:55 PMRe: Genel Sohbet

donjuuaann
süleyman 31, Turkey

demokrası laıklıgı savunan ne mutlu turkum dıyenlere selam

5/4/2007 11:04 AMRe: Genel Sohbet

profdjmawis
Prof.Dj.Mawi 24, Isparta, Turkey
selam milletimin duyarlı insanları birazda gundemdeki konuları konusmakta fayda var örnegin cum.baskanı secimi halk secsin diyorlar bir yandan genel seçimler var erken seçim sürecine giriliyor bu konularda neler düşünüyorsunuz...

5/4/2007 5:55 PMRe: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
siyaset harici hersey konusabiliriz arkadaslar

5/5/2007 10:42 AMRe: Re: Re: Genel Sohbet

profdjmawis
Prof.Dj.Mawi 24, Isparta, Turkey
yanlış anlamadıysam genel sohbet baslığımız sevgili arkadaşım toplumumuzun bilinçlenmesi bilgi alışverişi yapılmalı ki vatandaşlarımız olumlu düşünsün ben dediğim konuyu açarken siyaseti düşünerek açmadım ama bu siyasiler şimdi diyor ki cum. baskanını halk seçsin bu karar yada bu düşünce ne derece doğru bunu ögrenmek istemiştim sadece ve benim işim gereği gazetecilik yapıyorum sizin fikirleriniz benim için önemli saglıcakla kalın...

5/5/2007 5:36 PMRe: Re: Re: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
seni anlıyorum bu tur konuları konusmayı cok isterdim ama inanki suistimaller o kadar cok oluyorki bu grubu actigina insana insani pisman etmeye calisacak tipler cikiyor karsimiza..

5/6/2007 8:30 AMRe: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

profdjmawis
Prof.Dj.Mawi 24, Isparta, Turkey
ha simdi tamam oldu arkadaşım yaklaşımın için tsk ederim o konuyu açmamış kabul ediyorum ozur dilerim diger arkadaşlardan eee... nasılsınız yurdumun duyarlı insanları ken. çok iyi bakın..

5/6/2007 6:26 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
ben tskr ederm yaklasiminiz ve anlayisiniz icin..

9/6/2007 9:36 PMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

patlasko
oliver 33, Turkey
selam herkese atatukçü gençlik uyudu mu? uyuma mamız lazım arkadaşlar

9/7/2007 7:55 AMRe: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Re: Genel Sohbet

vvhopper
Ugur 27, istaaaanbuuuulll, Turkey
kimsenin uyudugu yok merak etme ;) sadece halen organize oluyoruz tamamlanmamız gerek :)

Reply to this Thread

<<Previous 1 2 Next >> Show all
Post Your Comment
Subject:
Comment :